Karate-Do’nun Tarihi

Karate Okinawa adasında doğmuştur. Çin (özellikle Fujian) kaynaklı kempo tekniklerinin Ryukyu adalarının yerli dövüş stilleriyle kaynaştırılması sonucu Okinawa’nın çeşitli yer isimleriyle adlandırılan (Naha-te, Shuri-te, Tomari-te, vb.), ustadan ustaya önemli farklılıklar gösteren ve toplam bir terim olarak “Karate” (唐手) olarak bilinen savaş sanatları doğmuştur. Karate’nin bu erken dönemine ilişkin en önemli belge Çince yazılmış olan ve 20. yüzyıl başlarına kadar yaygın olarak kullanılan Bubishi (武備志) adlı kitaptır. Geleneksel Okinawa toplumunda Karate pēchin (親雲上) adı verilen samuray sınıfı tarafından öğreniliyordu

Japon Budo’sunun Karate üzerindeki etkisinin 19. yüzyıla kadar sınırlı olduğu söylenebilir. Ancak 20. yüzyıl başında başta Gichin Funakoshi olmak üzere çeşitli Okinawalı ustaların Japonya’ya yerleşmeleri sonucu Karate Budo ile uyumlulaştırılmaya başlanmıştır. Bu aşamadan itibaren, gendai budō (現代武道) adı verilen modern Japon savaş sanatları ile birlikte gelişimini sürdüren Karate, biçim ve anlayış yönünden Jigoro Kano’nun Jujutsu kökenli Judo’yu yaratmasından önemli ölçüde etkilenmiştir. Yine bu dönemde Karate’nin “boş el” anlamına gelen 空手biçiminde yazımı yaygınlaşmıştır.

İkinci Dünya Savaşı’na kadar Japonya’da dahi çok bilinen bir dövüş tekniği değildi. Daha sonraları ABD’li işgali sırasında popülerliği artmıştır. Fakat Amerikan ordusu işgal sırasında kendine karşı kullanılma riskinden ürktüğü için bu savaş sanatının bir savunma sporuna çevirilmesini istedi. Bu istek o zaman Karate’nin duyulmasında büyük rol oynayan Funakoshi tarafından karşılandı ve Karate’nin ilk spor versiyonu oluşturuldu. Bu sayede öğrenmesi yıllar alan ve oldukça zor olan sanat tüm dünyada popüler hale gelebilmiştir. Daha sonra öğrencileri tarafından stili, Ustanın şiir yazarken kullandığı mahlası olan Shōtō, yer, okul anlamına gelen Kan ve metod, stil anlamına gelen Ryū kelimelerinin birleşimi olan Shōtōkan-ryū (松濤館流veya kısaca Shotokan (松濤館) olarak adlandırılmıştır.

TÜRKİYE’DE KARATE

Karate Türkiye’ye 1962 yılında Güreş antrenörü Halil Yüceses’in Japonya’dan dönüşü sonucu Judo ile birlikte girmiş, bazı Karate tekniklerinin çeşitli judo hocalarınca öğretilmeye başlanması ve Türk Silahlı Kuvvetleri yakın dövüş eğitiminde yer bulması üzerine tanınmıştır. 1969 yılında Judo Federasyonu teknik direktörü Michael Novowitch antrenör kurslarında judonun yanı sıra Karate eğitimi de vermiştir. Hakkı Koşar’ın öncülüğünü yaptığı Türkiye Amatör Karate Organizasyonu ile 1970’lerde judodan bağımsızlaşma sürecine giren Karate 1980’de Türkiye Judo Federasyonu’nun Türkiye Judo ve Karate Federasyonu olarak yeniden örgütlenmesiyle federasyonlaşmış, 1990’da ise Türkiye Karate Federasyonu kurulmuştur.

Türkiye’de Karate’nin ilk yıllarından itibaren JKA-Shotokan ekolü (Nakayama stili) açık bir egemenlik kurmuştur. Bu durum Karate’nin “geleneksel karate” ve savaş sanatı anlayışından çok bir müsabaka sporu olarak tanınmasına ve organize olmasına yol açmıştır. Türkiye’de Karate faaliyetlerinin yaklaşık %95’i Shotokan stilinde ve “spor karate” formundadır.

Menü